|
 |
 |
| Genç Yazarlarımız |
|
| Reklam |
İMAN ETMEDİKCE CENNETE GİREMEZSİNİZ, BİRBİRİNİZİ DE SEVMEDİKCE İMAN ETMİŞ OLAMAZSINIZ!
H.z. Muhammed
Adrese Git |
|
|
|
| Hukuk Sistemlnde Tutuklama Nasıl Olur? |
GÖZALTI, TUTUKLAMA FURYASI!!
Demokratik Hukuk Sistemlerinde Tutuklama Nasıl Olur? Yada Olmalıdır?
Muhalefete ait belediyelerde kayımlarla, muhalefet partisinin yaptığı kongrelerde şaibe üzerinden seçilmiş il başkanı yerine mahkemece atanmış il başkanı gibi demokratik yargı düzeninde absürt diyebilecegimiz uygulamalar ile karşı karşıyayız… Daha da kötüsü, adalete bile partiliyse faklı, degilse farklı bakar hale geldik..
Adaysız kongreler şaibesiz kabul edilirlen, adaylı kongrede kaybedenlerin şikayeti , üzerine şaibe arar olduk, YSK kanunu bile yok sayarak!!?? İktidar partisi belediye başkanıysanız pürü paksınız, muhalefet partisi belediye başkanıysanız bir şey yoksa da vardır… Bir ile belediyeden minibüsler gider, Sayıştay raporunda belediye başkanının haberi dışında yorumuna rağmen, kanun süre takdir etmesine rağmen.. Soruşturma iznin de ise, haberi tespit edilememişsede rutin işleyiş içinde habersiz olabilir der… Soruşturma izni ve soruşturma, buraya kadar zorlama olsada bundan sonrası daha önemli… Neden?
Artık hukuki tutuklama şartları nasıl oluşur, normal hukuk sistemlerinde bellidir, bizde belli degildir, hatta bir belediye başkanı, benim işim gücüm ailem var, 9 metrekarede yaşayamam dediği ifade edilir… Bu belediye başkanı soruşturmalara maruz kalırken, birde bakmışız iktidar partisine geçmiş ve soruşturma konusu olmaktan çıkarılmış, çıkmış… Sonuç iktidar partisi Aydın, Bursa gibi büyükşehir belediye başkanlarını ya transfer etmiş yada meclisteki çoğunluna dayalı olarak ele geçirmiş… Millet iradesi yok sayılmış, hukuk sistemimize güven azalmış kimin umurunda, benim umurumda.. Ben ne kendi siyasetime, nede iktidar partisi siyasetine yargımıza, adaletimize güveni kurban edemem… Şimdi sizinle normal hukuk sistemlerinde tutuklamalar nasıl oluşur onu paylaşarak devam edelim…
Demokratik anayasal düzenlerde tutuklama, istisnai bir koruma tedbiridir; yani ceza değildir. Amaç, yargılama sürecini güvence altına almak. Bu yüzden tutuklama hem anayasa hem de ceza muhakemesi hukukunda çok sıkı şartlara bağlanır.
Bu Şartlar Hukukçularımız ve Hukuk Sistemimiz Acısından Şöyle Belirlenmiştir. Bunları Sırayla Anlaşılır Bir biçimde ve Örnekleriyle Verelim ki… Şuan Yaşananlar Daha İyi Anlaşılsın…
1. Kuvvetli suç şüphesi Tutuklama için ilk şarttır, kişinin suçu işlemiş olduğuna dair “kuvvetli şüphe” bulunmasıdır. Bu, sadece bir ihbar ya da kanaat değil; somut delillerle desteklenmiş güçlü bir ihtimal demektir. Bide nasıl olur tutuklama, gizli tanıklarla, itirafçılarla, iftiracılarla…
2. Tutuklama nedenleri (zorunluluk hali) Kuvvetli şüphe tek başına yetmez, ayrıca şu risklerden en az birinin bulunması gerekir:
a)Kaçma şüphesi b)Delilleri yok etme, c) gizleme veya değiştirme ihtimali d)Tanık, mağdur ya da başkaları üzerinde baskı kurma riski… Bu şartlar yoksa tutuklama yerine daha hafif tedbirler tercih edilir… Bizde normal olan bu hukuk kuralları sadece iktidara yakınlar için uygulanır, hatta Gülistan Doku, cinayetinde olduğu iktidar sahipleri korunur….
3. Ölçülülük ve son çare ilkesi Demokratik sistemlerde temel ilke şudur: Tutuklama “en son çare” olmalıdır. Bu, ölçülülük ilkesi ile bağlantılıdır. Yani: Daha hafif bir önlem (örneğin adli kontrol, yurt dışı çıkış yasağı) yeterliyse tutuklama uygulanamaz. Kişinin özgürlüğüne yapılan müdahale, amaçla orantılı olmalıdır. Kişi ifadeye cagrılmışsa, kendi gelmişse, iş yeri, adresi beliyse, tanınmış kişiyse, daha önce suç işlememişze, bunlarda dikkate alınır…
4. Bağımsız yargı kararı Tutuklama ancak bağımsız ve tarafsız bir hâkim kararıyla olur. Keyfi şekilde idari makamlar tutuklama yapamaz. İddia, Somut Suç, Mahkeme Kararı Gibi Gerekceler Aranır…
5. Gerekçeli karar ve denetim Tutuklama kararı gerekçeli olmalıdır (neden tutuklandığı açıkça yazılır). Kişinin bu karara itiraz hakkı vardır. Tutukluluk hali düzenli aralıklarla gözden geçirilir, üst mahkemelere itiraz edilebilir..
6. Makul süre olmalıdır, tutukluluk süresi sınırsız olamaz, yargılama makul sürede sonuçlandırılmalıdır, Aksi durumda kişi serbest bırakılmalıdır.. Bu kurallar neden vardır, masumiyet karinesi denilen temel hukuk ilkesinden kaynaklı, keyfi tutuklamalar yapılmaması için vardır…
7. Hukuk Düzenimizin, Masumiyet karinesi En temel ilkesidir: “Suçluluğu kesinleşene kadar herkes masumdur.” Bu da masumiyet karinesi olarak bilinir. Tutuklama, bu ilkeyi ortadan kaldırmaz., kişi daha yargılanmadan suçlu ilan edilemez.. Günümüzde daha avukata ulaşmadan dosyaların içerikleri, bazı medya kuruluşlarına ulaştırılmaktadır. Bu yargımıza olan güveni erezyona ugratmaktadır.. Uluslararası standartlar bu ilkeler, başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (özellikle madde 5) olmak üzere uluslararası hukukta da güvence altındadır. Kısaca, Tutuklama Konusunu Özetlemek Gerekirse…
Demokratik bir hukuk sisteminde tutuklama keyfi değil, zorunlu ve ölçülü bir tedbirdir. Şartları oluşmadan yapılan tutuklama, hem anayasal hem de uluslararası hukuk açısından ihlal sayılır. Şimdi başka bir kötü örnege bakalım mı..
Ankara da %60 Oy Oranıyla Seçilen Mansur Yavaş’ta Acaba Hedefe mi Kondu Haberleri Üzerine Yazımızı Bitirelim…
Bir süredir toplumda konuşulup duruyordu. Ekrem İmamoğlu’ndan sonra “silkeleme”” Telef Etme” sırası ABB Başkanı Mansur Yavaş’a mı geldi diye düşünmeden edemiyoruz…
Konser soruşturması, tutmadı, şimdi Minibüs soruşturmasından ilerleyelim ve bu konu üzerine hepimiz elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim.. Daha önce olduğu gibi, Mansur Başkana buradan da sonuç zor cıkarılabilir gibi… Soruşturma konusu… 2023 seçimlerinde, CHP’nin Karabük mitingine belediyeye ait 6 minibüs gittiği için Mansur Yavaş hakkında soruşturma açılmasına İçişleri Bakanı “izin” verdi. O zamanki Fen İşleri Daire Başkanı Aziz Murat Seyrek hakkında da soruşturma açılıyor.
İçişleri Bakanlığı resmi yazıda: “İlgili emir ve talimat verdiğine dair bir bilgi ve bulguya rastlanmamış olmakla birlikte”, minibüslerin Karabük’e gitmesinin “Belediye başkanının bilgisi dışında gerçekleşmiş olmasının beklenemeyeceği” varsayımıyla Yavaş hakkında soruşturma izni verilmiş bulunuyor. Bakın İstanbul seçimlerini nasıl bir mantık iptal ettirmiştir, bir şey yoksada vardır, neden rakip kazanmıştır? Bakalım Mansur Yavaş soruşturmasında da gizli tanık, itirafçı falan kullanılacak mı? Bilmiyoruz…
Evvela, modern hukukun “kesin delil” ilkesi, varsayımlara asla yer vermez. 2023 seçimlerinin üzerinden 3 yıl geçti… Sayıştay ve müfettiş denetimleri oldu. Olay “silkeleme” döneminde soruşturma konusu yapılıyor. Artık adet haline geldi, eski defterleri karıştırarak yıllar öncesinden bir şeyler çıkarıp yargı işlemi yapılıyor. Adalet ve İçişleri Bakanlarının değişmesinden itibaren “silkeleme”lerde belirgin artış oldu. Dosya ortaya çıkınca daha net bir hukuki tahlil yapılabilir. Fakat idare geleneğinde, suçlamadan önce savunma almak esas olduğu halde, Mansur Yavaş’ın bu minibüs olayını ancak soruşturma izninden sonra öğrenmiş olması da iktidarın nasıl hareket ettiğini gösteren bir örnektir.
Yine de Mansur Yavaş’ı tebrik etmek lazım; kendine bir kuruş rüşvet, bir kuruş haksız kazanç suçlaması yapılamadı. Buna rağmen bir gözaltı olursa, bunun ekonomik maliyeti olacağı kadar siyasal maliyetide olacaktır.. Bu siyasal maliyet ise iktidar partisinden kopmuş olan kararsız kitleyi muhalefet partilerine, daha çok da Mansur Başkanın Siyaset yaptığı partiye doğru gitmesine neden olacaktır.. Devletin gücünü hizmet için kullanmak üzere gelenlere önerim, devletimizin yargısını erozyona uğratmayın, demokratik siyaset yapma şeklini dikkate alarak siyasi hareket edin önerilerimle.. Selam ve Sevgilerimle..
Hüseyin Benek – 20.4.2025 – vatandasfikri.com
Kaynaklar
3* Yazıda Y.Z Kullanılmıştır…
|
| |
|
| Bu Üyenin Diğer Yazıları |
|
|
|
|
| Reklam |
“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."
M.Kemal Atatürk
Adrese Git |
|