HACETSİZ, (İhtiyaçsız) KALMAK !!!
Hacet nedir, ben köyde yaşarken hacetsiz kişi demek diye bir söylem vardı ve neredeyse bu insanlar düşkün ilan edilirdi? Şimdi ilk hacet nedir sözlüklere bakalım, sonra konu üzerine düşünmeye çalışalım, ne dersiniz???
Hacet: (ha:cet), Arapça kökenli bir kelime, aynı din mensubu olduğumuz için sık sık kavram alıyoruz, ayrıca ikinci ve üçüncü kavram aldığımız kültür ise yakın coğrafyamızda oluşmuş Fars kültürü ve Yunan kültürüdür… Kültürler birbirinden beslenir, yeterki kültürümüzü yok etmeyecek seviyede olsun…
*Hacetin birinci anlamı; Herhangi bir şey için gerekli olma; ihtiyaç, gereklilik, lüzumu olan demek dersek…
*İkinci anlamı ise, Tanrı'dan yerine getirilmesi beklenen dilek dediğimizde…
*Üçüncü anlamının, İhtiyaç duyulan şey, gerekli şey olduğunu görüyorsak… Son anlamı ise beslenme, boşaltım vücut işletim sisteminin geregi, yine zorunlu boşaltım anlamı olan, İdrar veya dışkı yapma anlamları üzerinden biz ihtiyaçlar üzerinden hareket erek devam etmeyi öneriyorum…
İhtiyacımız nedir derseniz?
Bir Bilim İnsanı Olan Maslow, Bu İhtiyaçları Şu Şekilde Kategorize Etmiştir….
*Fizyolojik gereksinimler (nefes alma, besin, yemek, su, cinsellik, uyku, sağlıklı metabolizma, boşaltım)
*Güvenlik gereksinimi (beden, iş, kaynak, ahlak, aile, sağlık ve mülkiyet güvenliği)
*Ait olma, sevgi, sevecenlik gereksinimi (arkadaşlık, aile, cinsel mahremiyet)
*Saygınlık gereksinimi (özsaygı, özgüven, başarı, başkalarına saygı duymak, başkaları tarafından saygı duyulmak)
*Kendini gerçekleştirme gereksinimi (erdemli, yaratıcı, içten, problem çözücü, önyargısız ve hakikatleri kabul eder olmak) Şimdi bunlardan herhangi biri eksikse biz hacet acısından eksiğiz demektir, sizce hangileri eksik? Neyse hacetlerimizi kim gerçekleştirecek, sorusuna cevap arayalım mı?
Dünyanın, kainatın genel düzenini Tanrı/Allah, dünya içinde, ülke ve hane içinde ise bilgi, bilim, akıl, fikir, mantık içinde biz, kendi ihtiyaçlarımızı karşılamakla sorumluyuz… Karşılayabiliyormuyuz?
Şimdi, yakın komşu, uzak akraba fark etmez, biz birbirimizin ihtiyaçlarını karşılıyor, havetlerine cevap veriyormuyuz, tersi bizim ihtiyaçlarımız veya hacetlerimiz karşılanıyor mu? Yoksa hepimiz hacetsiz mi olduk, baştan ne demiştik, bir alet, bir eşek, öküz gibi ihtiyaç duyulması halinde verilmesi hacetin karşılanmasıydı bizim köyde, karşılamayanlar düşgün ilan edilirdi… Yoksa hepimiz düşğünmüyüz? Son söz, ama düşünmeye devam edelim bu konu üzerine… Örnegin temel ihtiyaçların bu kadar ticarileşmesi, beslenme, saglık, egitim, güvenlik, toplu taşıma, barınma, iletişimin sömürü haline alması hacetsizligin zirvesi sayılmazmı? Düşünme gerek…
Bu yazıyı yazmama nende olan 25 aralık dünya hacet baramı kutlu olsun….
Fikri!?Adil vatandasfikri.com – 25.8.25
Kaynaklar
2* https://tr.wikipedia.org/wiki/Maslow_teorisi
|